Kayıtlar

Ağustos, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MÜHİMMAT...

Resim
  MÜHİMMAT 12.01.2021 İşin doğrusu nicelik çağında yaşıyoruz. Her şeyin somut olarak ölçüp tartıldığı, sayıldığı ve buna göre kıymet biçildiği bir zaman diliminde yani. Mananın, metafizik âleminin ne kıymeti olur böylesi durumlarda? Eğitimde, siyasette, ticarette ve dahi kültür-sanat-edebiyatta da vaziyet böyle. Esas vahim olan da bu ya!... Kısacası niceliklerin ürünü olan sözde demokrasi, hürriyet, eşitlik… hayatımızı da, zihnimizi de kuşatmış durumda. Bu durum da bizi hep bardağın dolu tarafına yönlendirdi.   İyi niyetli olmayan bu yönlendirme bize hep kazanımları dev aynasında gösterdi; bardağın boş tarafını kayıpları ise hep es geçti. Belki de bozulmanın ilk nüvelerini buralarda aramak gerekiyor. Öyleyse bozulmanın ilk kaynağına inelim ve hatırlayalım: Milattan önce altıncı ve beşinci yüzyılda bugünkü Ege bölgesine denk gelen İyonya’da bir nevi eşitlik ilkesini esas alan ‘İzonomi’ yani ‘hükmetmenin olmaması’ vardı. Ancak zamanla nicelik, sayısal üstünlük, somu...

BANA ÖĞRETMENİNİ SÖYLE

Resim
BANA ÖĞRETMENİNİ SÖYLE 10.01.2022 Bir ilahiyatçı olmasına rağmen bizim onu daha çok sıkı bir şair-yazar-edebiyatçı olarak tanıdığımız bir isim... Üstüne bir de öğretmenlik kimliği var. ‘Çaktırmadan Öğretme Metodu’nun da (Ç.Ö.M.) mucidi olan Hüseyin Akın’dan bahsediyoruz. Eğitim-öğretime tam zamanında ve de yerinde bir kitapla yetişti. Ama sözü eğip bükmeden daha çok kendi öğrencilik ve öğretmenlik serüveninden yola çıkarak bir tespit-teşhis ve çözüm önerileri-yol haritasını bir kitap bütünlüğü içinde önümüze koyuyor Hüseyin Akın. Adeta açık-seçik bir manifesto özelliği taşıyan kitabın ismi ise; ‘Bana Öğretmenini Söyle’… Kitap ismi bile bugün yaşadığımız eğitim-öğretim sorununa esaslı bir teşhis koyma ve çözüm kapısı aralama hususunda başlı başına bir ilham ve ufuk veriyor zaten. Lakin bu durum gene de kitabı okumamak için bir mazeret değil. Aksine her eğitimci-öğrenci-veli ve öğretmenin mutlaka altını çize çize okuması gereken bir reçete adeta bu çalışma. Zaten kitabı elinize aldıktan ...

N'APSAK BU GENÇLERİ?

Resim
  N'APSAK BU GENÇLERİ? 09.10.2021 Bazen bildiğinizi sandığınız birçok mevzuyu başkasından dinleyince ya da okuyunca aslında çok da o konuyu iyi kavramadığınızı   anlar ve elde ettiğiniz bakış açısının sizde bir farkındalık oluşturduğunun ayırdına varırsınız. Ve öteden beri var olagelen birtakım önyargılarınızı gözden geçirme ihtiyacı hissedersiniz böylece. işin doğrusu ben de sevgili Erol Erdoğan'ın İz Yayıncılıktan neşredilen N'apsak Bu Gençleri? isimli kitabını okuyunca anladım ki gençlere bakış açımızda empati yapma eksikliğimiz var. Ve öteden beri bizde var olan gençlerle ilgili önyargılarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Özellikle gençlerle ilgili olumsuz kelime ve cümlelerimizle ilgili önyargılarımızı kırmamız gerekiyor. Onları bulundukları zaman ve zemin durumuna göre iyi analiz etmek önemli... En önemlisi ise onların dünyasına girebilmeyi başarmamız gerekiyor.

SUYU ARAYAN ADAM

Resim
SUYU ARAYAN ADAM 28.09.2020 Suyu aramakla geçen ömürler vardır. Pes etmeden, yılmadan yani bıkmadan, usanmadan su arayan adamlar... Sakası sırtında su yoluna koyulanlar yani…  Son anına kadar arayanlar bulanlardır hiç şüphesiz. Pes edenler ise daha başlamadan kaybedenlerdir. Çünkü karanlığın en kuytu vakti, aydınlığa en yakın olandır aynı zamanda. Aslolan ise; işlerde istikrardır, amelde sürekliliktir, sonuna kadar sebat ve de takibattır. Tıpkı Hintli bilgenin hikmetli sözlerinde olduğu gibi yeise kapılmadan  'daha derinlere, daha derinlere'  inebilmektir: Bir adam vardı suyu arıyordu. Toprağı üç kulaç kazdı. Suyu bulamadı. On kulaç, on beş kulaç kazdı. Gene suyu bulamadı. Sonra yerin derinliklerinde kara kaya tabaklarına rastladı. Yeise düştü, gücü sona erdi ve suyu bulmaktan ümidini kesti. Fakat bir ses ona: -Daha derinlere in, daha derinlere! dedi. Daha derinlere indi ve suyu buldu.  1 Evet, su misali akıp giden yaşamlar vardır. Kaderin vatan mücadelesi uğruna coğ...