ÖTEKİ RENKLER
ÖTEKİ RENKLER
10.09.2023
Her gün bir sayfa da olsa kitap okumaz, birkaç satır da olsa günlüğüme yazmazsam kendimi eksik hissediyorum. Mutsuz oluyor, keyfim kaçıyor, kendimi boşlukta gibi görüyorum. Mutlaka bir şeyler okumak ve yazmak zorundaymışım duygusuna kapılıyorum. Bir parça da olsa okuma yazma eyleminde bulununca da çok büyük bir yük omuzlarımdan düşmüş gibi kendimi hafiflemiş hissediyor ve bir an önce sokakları adımlamak istiyorum. Hedefime on bin adım koyarak yürüyor, yürüyor, yürüyorum... Nefesim tükeninceye kadar adımlıyorum sokakları, caddeleri, kaldırımları, yolları... Bazen on bin adım oluyor yirmi bin adım. O da yetmiyor, volta atar gibi odada adım atıyorum.
İşin doğrusu bir süre önce okuduğum Orhan Pamuk'un Öteki Renkler kitabını günlüğüme işlemeye çalışırken fark ettim bunu. "Mutlu olmam için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor." diyor Pamuk. Bir alışkanlık, daha doğrusu hayatın bir parçası haline gelen edebiyat sizi tamamlayan, sizinle bütünleşen bir cüzdür artık. Ne siz onsuz, ne de o sizsiz yapabilir. Kimi zaman içinizdeki çocuğu onunla harekete geçiriyor, kimi zaman ise "içinizdeki cesedi onunla hayata" döndürüyorsunuz. Ama kabullenmek gerekir ki onsuz edemiyorsunuz.
Arada bir dostlarınızla buluşup dertleşseniz de zihninizin hep oralarda gezindiğini görüyorsunuz. Artık o eski duygulardan ne bir eser, ne de ses var... Esrik bir tat damağınızda yer ediyor ve öylece yol alıyorsunuz kitaplar dünyasında. Kitaplardan bir sal yapıp ufuklara doğru açılıyorsunuz böylece.
Kitap okuma zevkini iyiden iyiye hissettiğim üniversiteli yıllarda tanıştım Orhan Pamuk kitaplarıyla. Harıl harıl kitap okuyorum. Önüme ne gelirse yutuyorum adeta. Özellikle de final ve vize sınav dönemlerinde... Takdir edersiniz ki; sınav geceleri kitap okumanın zevki bir başka oluyor. Adeta sınavın o kasvetli havasını bastırmak için kitapların o sakin limanlarına sığınıyorsunuz. Orada sükuneti buluyorsunuz. Kendinizden kaçıp yine kendinize sığınıyorsunuz yani.
Zaman bir gergef gibi üzerinizden geçiyor ve yeni limanlara demir atma ihtiyacı hissediyorsunuz yaş ilerledikçe. Okuma yazma izleğinizde de durum bundan pek farklı olmuyor. Okuma zevkiniz değişiyor, yazma alışkanlıklarınız başkalaşıyor. Yar bana bir yazar deyip yeni yazarlarla tanışıyor, yeni roman kahramanlarını dost ediniyorsunuz. Tabii gençliğinizin yazar ve roman kahramanları bir kere içinize işlemiştir, unutmanız ne mümkün.
Yıllar yılları kovalıyor, dalgalar dalgaları aşıyor ve aynı kumsalda, aynı güneşte, aynı kitaplarla soluklanma ihtiyacı hissedince bir başka aleme doğru yol alıyorsunuz haliyle. Tabii bu sefer gençliğin deli kanı damarlarınızdan akmıyor ve aynı hızla satırları takip edemiyorsunuz. Daha dingin, daha sükunetli ve daha temkinli okuyorsunuz her cümleyi.
Yıllar sonra Orhan Pamuk'un seçme yazılarının ve bir hikayesinin yer aldığı Öteki Renkler kitabını okuyunca bende bu düşünceler peyda oldu.
Haksız mıyım?

Yorumlar
Yorum Gönder