YAZMAK ÜZERİNE

 YAZMAK ÜZERİNE




17.02.2024

Nedense okumak ve yazmak üzerine yazılan kitaplar hep dikkatimi çekmiştir. Defalarca da okusam bıkmam, usanmam. Velev ki temcit pilavı gibi hep aynı şeyler kitapta dönüp dolaşsa bile. Bilakis zevk alırım. Hep yeni yazılmış gibi bir hisse kapılırım. Kitaba verilen emek gözümde canlanır, yazarın zihin dünyasındaki yolculuğu beni kollarına alır ve en önemlisi kağıda dökerkenki sevinç... Bir kitabı okumak için bu kadar neden yeter sanırım. 

Henry Miller'in Türkçeye yeni çevrilen Yazmak Üzerine kitabını edinmek de öyle oldu. Kitap Eylül 2023'te yayınlanmış. Tabii yazarın hayatı da dikkat çekici kitap seçiminde. Edebiyat dünyasının aykırı bir yazarı olan  Henry Miller göçmen bir Alman ailenin çocuğu olarak New York'ta gözlerini dünyaya açıyor. Birçok eseri Türkçeye çevrilen yazarın yazın hayatı ilginçliklerle dolu. Zaten normal bir insandan bu derece sıra dışı eserler beklemeniz mümkün değil. Çünkü yazar ve şairlerin ekseriyetle sıra dışı insanlar olduğunu kabul etmek lazım. Özellikle de edebiyat dünyasında... Yazarlık sadece fiziksel bir aktivite değildir ki kaslarını geliştirmek için gün aşırı yazasın. Bunun en güzel örneğini Miller'de görüyoruz işin doğrusu. Günde sekiz saat çalışarak yazar olunur mu? Olmaz elbette ki!... İşte Henry Miller... 

Henry Miller başlangıçta yazarların oturup sürekli yazdığını ve bu şekilde yazar olunduğunu düşünüyor. Ta ki  Cendars ile tanışıncaya kadar...  Cendars okuyunca anlıyor ki, durum pek de öyle değil.   İşin doğrusu birçok yazar ve yazar adayının da başlangıçta işin böyle olduğunu düşündüğünü tahmin ediyorum. Ama işin içine daldıkça pek de öyle olmadığını görüyoruz.

Ben de öyle... Mesela işyerindeki oda arkadaşım en son çıkan iki kitabımı görünce hayretini saklayamadı ve gerçekten bu kitapları ne ara yazdığımı sormadan edemedi. Çünkü neredeyse günün çoğunluğunu birlikte geçirdiğimiz arkadaşım, benim pek de öyle harıl harıl yazmadığımı biliyordu. Peki bu kitaplar ne ara yazıldı? Yoksa başka bir el mi yazıyordu bu kitapları. Ya da...

İşin doğrusu yazmak teknik bir meseledir. Ne yapacağınız işin son safhasında kendini gösterir. Yani zihninizde birikip olgunlaşan, not defterinizde dolup taşan  duygu ve düşüncelerin nihai safhasıdır yazmak. O da teknik bir  hadise.... Ve bir yazar için de işin en kolay safhası budur. En azından benim için böyle... Yazmanın zevki de bu safhada değil mi zaten? O nedenle yazmak meselesi çok da vaktimizi almaz. Gün boyu zaten zihninizde bir şeyler yazıyorsunuz. Zihninizdekilerin kağıda aktarılması sadece kayıt altına almak işlemidir. Ya da tutanak tutmak gibi... 

Henry Miller'in birçok eserinden derleme Yazmak Üzerine kitabını okurken bu düşünceler zuhur etti zihnimde. Dolayısı ile kitaptan bahsetmeye fırsat olmadı. Sadece şu kadarını ifa edeyim ki; kitabın odak noktası isminden anlaşılacağı üzere Henry Miller'in yazın serüvenini konu alıyor çarpıcı tespitler var satır aralarında.. 

Bir yazarın  Türkçeye çevrilen-çevrilmeyen  farklı eserlerindeki yazılarından oluşan yazın serüvenine şahit oluyoruz bu eserde.

Yazmak üzerine  okunası bir kitap...

Yorumlar