FAHRENHEİT 451 -Her kitap içi dolu bir tabancadır, mutlaka yakılmalı!...-

 FAHRENHEİT 451

-Her kitap içi dolu bir tabancadır, mutlaka yakılmalı!...-


17.08.2020

Bazen bir meclisteki sohbet, bazen bir gazete veya dergideki yazı hatta bir film sahnesindeki küçük bir kare sizde umulmadık bir ufuk açabilir, beklenmedik bir kapı aralayabilir. O nedenle her daim insanın bilinç radarlarının açık olması gerekir. Yani alıcı yönümüz açık olmalı her daim. Buna kalp gözünüz de diyebilirsiniz.

Bu yönüyle yazılı kültür son derece önemlidir. İnsanlığın uyutulmasının da, uyarılıp uyandırılmasının da yolu işte bu tür mevkutelerden yani kitaplardan geçer. Siz buna gazete, dergi ve bilumum sanal mecraları da ilave edebilirsiniz. Çünkü; "Fikirler -yazılı fikirler- özeldir. Öykülerimizi ve düşüncelerimizi nesilden nesile aktarmamızın yoludurlar. Onları yitirirsek ortak tarihimizi yitiririz. Bizi insan yapan şeyin çoğunu yitiririz." diyor Neil Gaiman, Fahrenheit 451 adlı romanının önsözünde. 

Fahrenhet 451, Ray Bradbury'nin İthaki Yayınlarından dilimize çevrilen distopik bir bilim kurgu romanı. 

Romanı hatırlatacak olursak;

 Televizyonun hüküm sürdüğü bir dünyada kitaplar yok olmak üzereydi. Zira itfaiyeciler yangını söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Guy Montag da bu itfaiyecilerden biriydi.  Montag’ın işi daha zordu. Çünkü yasadışı olanların en tehlikelisini  yani kitapları yakmaktı görevi.

Öyle ki Montag o güne
kadar yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı. Tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.
İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?
İşte roman böylesi tema ile beyin yakıyor adeta.
"...evde bulunan bir kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu. Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir." (s:79)
Gerçekten öyle mi? Değilse, bu yangın söndürme telaşı neden?
Bakın ilginç bir yaklaşım daha:
"Çivi ve tahta olmadan ev inşa edemezsiniz. bir evin inşa edilmesini istemiyorsan çivilerle tahtaları sakla. bir insanın siyasi açıdan mutsuz olmasını istemiyorsan, bir meseleyi iki farklı açıdan sunma ki kaygılara kapılmasın; tek bir açıdan sun. Daha da iyisi hiçbir açıdan sunma!." (s:82)
Bu neye benziyor biliyor musunuz?
Dönemin Milli Eğitim Bakanı'nın;
"Okullarda öğrenciler olmasa ne güzel, problemsiz eğitim öğretim yapardık" mealindeki sözleri gibi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

O YIL

Geçip Giden Şeyler ve Geçmeyen Şeyler…

KIRMIZI KAR