Kederden Keyif Devşirmek: Bir Anadolu Güzellemesi
Kederden Keyif Devşirmek: Bir Anadolu Güzellemesi

"Bir Anadolu Güzellemesi, Asım Keser'in Meşşedi karakteri üzerinden Anadolu'nun kadim hafızasını bugüne taşıdığı; dili ağır ama ruhu sahici, hüzünden estetik bir derinlik devşiren dikkat çekici bir anlatı. Bu yazı, eserin hem edebî kudretini hem de okur açısından taşıdığı imkân ve zorlukları ele alıyor."
Bir Dost Tavsiyesiyle Kadim Zamanlara Yolculuk
Şayet sevgili dostum Abuzer hatırlatmasa bu kitaptan haberdar olmayacak, belki de okuyup istifade edemeyecektim. Asım Keser'i ve Antik Âlemden Modern Zamanlara Bir Anadolu Güzellemesi adlı eserini öyle bir anlattı ki, kitabı edinmek artık benim için kaçınılmaz oldu. Sipariş vermeyi düşünürken, daha fırsat bulamadan kitabı masamda gördüm; bizzat kardeşi getirmişti. Bu hoş sürprizin ardından heyecanla sayfalarına daldım. Dört Mevsim Yayınları tarafından 2025 yılında yayımlanan eser için geç kalmış sayılmazdım; bilakis tam vaktinde karşılaşmıştım onunla.
Belki de uzun süredir ilk defa uzun cümlelerin zevkini yaşadım bu kitapla. Kitap şiir gibi aktı. Meşşedi anlattıkça içim bir hoş oldu. Kendimi 21. yüzyıl Türkiye'sinde değil de sanki geçmiş yüzyılların kadim zamanlarında, antik çağdan kalma bir metnin gizemli sayfaları arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Eski ama eskimeyen bir anlatı vardı karşımda.
Hüznün Esas, Neşenin İstisna Olduğu Yer
Eser; sesiyle, sazıyla, avazıyla bu toprakları mayalayan âşıklara, ozanlara, dervişlere ithaf edilmiş. Sıklıkla karşıma çıkan şu cümle ise beni hepten eritip bitirdi: "Burası dünya, hüzün esas, neşe istisna idi." Evet, tam da öyle… Dün de böyleydi, bugün de. Nitekim Yunus Emre'nin "Bu dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti." mısrası, bu hissin kadim tercümesi değil mi? Biz de henüz o bakma aşamasındayız işin doğrusu Meşşedi, yazma serüvenini sanki mahcup bir bilgelikle anlatıyor: "İlk kitabımız İkra/Oku, İncil sev, Hz. Mevlana da Mesnevi'de Bişnev/Dinle diyor. Yani bizim öğretimizde illa yaz diyen yoktu." derken yazmayı hafife alır gibi görünse de aslında Anadolu'nun kelâmını ve kılamını harmanlayarak, içine adeta üfleyerek yazıyor/anlatıyor Meşşedi. Metinler hatırata yaslanıyor gibi dursa da çoğu, bu topraklarda birebir yaşanmışlığın izlerini taşıyor.
İbn-i Haldun'un "geçmişle gelecek suyun suya benzemesi gibidir" fikrini hatırlatırcasına zamanla iç içe geçiyor. Meşşedi; genci, yaşlıyı, zengini, fakiri yamacına topluyor. Adıyaman tütününden sardığı cigarayı iki fırt çekip dumanını Ağrı'nın karlı zirvelerine üflüyor adeta. Hikâye anlatmıyor sadece; yaşanmışlıkları da tane tane aktarıyor. Cümleler uzadıkça uzuyor, kelimeler şekerin suda erimesi gibi eriyip okuyucuyu mest ediyor adeta.
Meşşedi'nin Heybesi: Nuh'un Gemisi'nden Berlin'e
Anlatı, yer yer hikâye ve roman havasına bürünüyor; yer yer türkü olup yanıyor.
"Sesimizin tınısı, canımızın sızısındandı.
Sesimiz de bağrımız da yanıktı bizim.
Ondandı ki bizde türkü söylenmez, yakılırdı…" derken Anadolu'nun kaderle keder arasındaki ince çizgisi görünür oluyor.
Meşşedi'nin hafıza haritası geniştir. Ağrı Dağı'ndan Nuh'un Gemisi'ne; Demokritos'tan Bebel García'ya; Diyojen'den Hüseyin bin Ali'ye; "Berlin'de Hâkimler Var" sözüyle hafızalara kazınan II. Friedrich'e kadar uzanıyor. Bu genişlik, metne ansiklopedik bir yük değil; bilakis irfanî bir derinlik kazandırıyor. Osmanlı Türkçesi'nin zarafeti, Kürtçe'nin yakıcı feryadı, Azerice'nin mihriban ezgileri aynı potada eriyor böylece.
Zorlu Ama Lezzetli Bir Okuma Deneyimi
Bununla birlikte eserin dili bugünün okuru için zorlayıcıdır. Başlıklar uzun, eski kelimeler yoğun, cümleler neredeyse paragraf boyundadır. Dipnotlar yardımcı olsa da metin bütüncül okunmayı talep ediyor. Yani metin tümdengelimci bir akışla ilerliyor. Bu durum, belli bir damak tadına sahip orta ve ileri yaş okura hitap ederken, genç kuşağın metne yaklaşmasını güçleştiriyor haliyle.
Belki daha sadeleştirilmiş bir baskı, daha derli toplu başlıklar ve yeni bir tasarım eserin okur kitlesini genişletebilir. Tabii yeni baskıların güçlü tanıtımı da bu kıymetli metnin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayacaktır muhakkak.
Neticede antik zamandan modern zamanlara uzanan Anadolu Güzellemesi, yazarıyla özdeşleşen Meşşedi karakteri üzerinden Anadolu'nun menkıbemsi hafızasını bugüne taşıyan, hüzünden keyif devşiren bir eser. Kusurlarıyla birlikte sahici, ağır ama derin, zor ama lezzetli bir metin. Anadolu'yu bir de bu içli ve kadim sesle dinlemek isteyenler için dikkate değer bir kitap.
Bir Anadolu Güzellemesi
Asım Keser
Dört Mevsim Kitap
200 s.
2025
Yorumlar
Yorum Gönder