Kayıtlar

Mayıs, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İSLAM ŞAİRİ MEHMET AKİF

Resim
  İSLAM ŞAİRİ  MEHMET AKİF 20.12.2020 Bazı konu ve gündemler vardır ki okumakla, anlatmakla tükenmez. Bilakis kar yumağı gibi büyüdükçe büyür. İçine daldıkça mevzuların daha da genişlediğini, yeni kapıların açılıp yeni yolların peyda olduğunu görürsünüz. İştahınız kabardıkça kabarır, bir türlü doyuma ulaşamazsınız.  İşin doğrusu Mehmet Akif ile ilgili yaptığım okumalarda böyle bir durum hasıl oldu bende. Akif'le ilgili ne bulursam okuyor, ne konuşulursa dinlemeye çalışıyorum. Okuyup dinlediklerimden notlar alıyor, çıkarımlarda bulunmaya gayret ediyorum. Yıllardır bu uğraşı bir türlü dinmek bilmedi. Hele son yıllarda bir Akif furyasıdır başladı ki hiç sormayın. Nerdeyse eli kalem tutan herkes Akif'le ilgili bir şeyler yazdı, konuştu. Yeni kitaplar çıktı, filmler yapıldı oyunlar sahnelendi. Peki bu kötü bir şey mi? Değil elbette ancak çokluğun olduğu yerde özü yakalamak zorlaşıyor. O kadar çok Akif var ki piyasada; insan haklı olarak doğru Akif'i seçmekte zorlanıyor. Ama bü...

SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK

Resim
  SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK 03.04.2020 Bazı kitaplar vardır yazarıyla özdeşleşir ve zamanla bir yazgı gibi alınlarına yapışır adeta. İşte böylesi kitaplardan biri de Muhittin Şekur'un Su Üstüne Yazı Yazmak kitabıdır. Rahmetli Ayşe Şasa onun için "ince gönüllü derviş" ifadesini kullanır.  İtiraf etmek gerekirse; üniversiteli yıllarda okuduğum Su Üstüne Yazı Yazmak eserinden sonra yazarın birçok yeni kitabı çıktı fakat bu kitabın tadını o yeni eserlerde bulamadım doğrusu. En çok da kitabın ismine vuruldum.  Yıllar sonra Muhittin Şekur'la İstanbul'da denize nazır bir mekanda yüzyüze tanışma şerefine nail olduğumda içim kıpı kıpırdı. Birlikte oturup yemek yedik, çay-kahve içtik. Ne güzel bir huzurdu. Şekur muhatabını bir derviş edasıyla dikkatlice dinliyor ve önemli gördüklerini cebinden çıkardığı küçük defterine not alıyordu.  Bu görüşmeden sonra 1990'lı yılların sonunda  okuduğum Su Üstüne Yazı Yazmak kitabını yeniden okuma ihtiyacı hissettim.  Tabii bu arada Ayş...

H2O YA DA SU SADECE SU DEĞİLDİR

Resim
  H2O YA DA SU SADECE SU DEĞİLDİR 25.02.2020 Su üzerine okumalar yaparken en çok etkilendiğim kitaplardan biri Ivan Illich'in H2O kitabı oldu. Illich bu kitabıyla adeta bize bir ayna tutuyor ve özellikle su medeniyetimizi bize hatırlatıyor.  Kitabın hikayesi bize her şeyi anlatıyor zaten. Şöyle ki; Ülkemizde daha çok ‘Okulsuz Toplum’ kitabıyla tanınan Avusturyalı filozof ve toplum eleştirmeni Ivan Illich (1926-2002) 1980’li yıllarda bir madde olarak ‘su’ üzerine ilginç bir çalışmada bulunur. Onu bu çalışmaya sevk eden ise; 1984 yılında Dallas kentinin göbeğinde yapılmak istenen bir gölet… Bu çerçevede alan taraması yapar ve böyle bir göletin yapılmasının kazanımları ve kayıpları üzerinde birçok kişiyle konuşur, tartışır.   Bunlar arasında Dallas kenti ileri gelenleri, Meksikalı işçiler ve işportacılar da vardır. Ayrıca mitolojilerdeki su algısından tutun da dinlerdeki su bakışına varıncaya kadar araştırmalar yapar. Amaç; maddenin tarihselliğine dikkatleri çekerek ‘…...

KİTAP MEDENİYETİ

Resim
KİTAP MEDENİYETİ 13.02.2020 Kitap da, kültür de bir medeniyettir. Bu nedenle olsa gerek ecdadımız geçmişini, yaşadıklarını bir kitap medeniyeti olarak tanımlar. Nihayetinde kültür bir beka mücadelesi değil midir? Kültürün içini dolduran, şekillendiren nedir peki? Yaptıklarınızın ve yaşadıklarınızın tamamını yani yaşamışınızın bütününü kültür olarak tanımlarsak, kitap kültürün en önemli besleyici kaynağı olarak karşımıza çıkar. Peki ya medeniyet?...Medeniyet ise kültürü de, kitabı da içine alan devasa bir dünya.... Kültür bir beka mücadelesidir dedik ya... Evet aynen öyle... Çünkü kültürünüz varsa yaşarsınız yoksa ölüden farkınız olmaz. Bu nedenle tankla, tüfekle koruduğunuz topraklara kültürünüzü yerleştiremezseniz gün gelir içten çökertilirsiniz de farkında bile olmazsınız. Şayet kültürünüz sağlam ise hiç bir güç sizi yenemez, bilesiniz!...  Bütün bunları niçin söylüyorum? DİB Yayınlarından Kitap Medeniyeti adlı bir kitap elime ulaştı. Öyle ya, hep siz kitap aramazsınız bazen de k...

BENİM GÖZÜMDEN DÜNYA

Resim
 BENİM GÖZÜMDEN DÜNYA 02.03.2020 Her bireyin kendine göre bir dünyası vardır. Kendi perspektifinizden dünyayı anlamlandıran da işte o bakışınızdır. Genelde hangi pencereden dünyaya bakıp hangi balkondan olup bitenleri seyrettiğinizle alakalıdır hedefleriniz. Çıtayı nereye koyarsanız gayretiniz de o yönde olur. Yani demem o ki; bu mahdut ömürde yapıp ettikleriniz kendiliğinden olmuyor ve bir tesadüfün eseri de değildir  ortaya koyduklarınız. Mesela Albert Einstein,  gözünde dünyayı nereye koyuyor ki sonuçta bugün birçok insanın ulaşmayı arzu ettiği yere ulaşmış. Kendisinden dinleyelim: " Benim hakketmediğim kadar abartılı bir takdir ve saygı kazanmış olmam ise tam anlamıyla kaderin bir cilvesi... Bunun nedeni elbette takatim kalmayana kadar çalışarak ulaştığım bir iki görüşü anlayabilme arzusu olabilir ki bu bazıları için ulaşılması imkansız bir arzudur." (s:19) Hem mütevazi bir yaklaşım, hem çalışma azmi hem de kürrede bir zerre bile olamamanın itirafı var bu satırlarda....

BAHANE

Resim
 BAHANE 16.02.2020 Bazı şeyler okuyunca içiniz akıp gider ya!... Önü açık derelere, nehirlere, denizlere doğru akar da akar... Kendiliğinden, kendi yolunu, kendi belirleyerek akıp gider. Akışından hiç de rahatsız olmazsınız. İçinizden alıp gider, öylesine... Tıpkı yazarın dediği gibi: "Yoldasın. O bitmez yürüyüşün sağlam tanığı olan yollardasın..." İşte Köksal Alver öyküleri öyle oldu benim için. Bir kitap bütünlüğü içinde ilk defa okudum Alver öykülerini. Cümleler birbiri ardı sıra akıp gitti. Sonunu hiç merak etmedim. Sadece akışını sevdim öykülerin. Farklı mekanlara, farklı insanlara doğru akıp gittim. Her gidişimde bir hoş oldum.  Bir solukta okuyuverdim o kısa öyküleri. Okuduktan sonra tekrar karıştırdım sayfalarını. Altını çizdiğim cümleleri not almak istedim önce. Vazgeçtim sonra.... Aldım kalemi elime içimden gelenleri yazdım  sadece.  En çok kentsel dönüşüm, güvenlikli siteler, bir de proje olan o dedeyi sevdim. Yüreğine sağlık Köksal Alver!...

AYLAKLIĞA ÖVGÜ

Resim
  AYLAKLIĞA ÖVGÜ 01.09.2020 Üniversitede olduğum yıllarda okuduğum kitaplardan ismi bilinçaltımda kalan en önemli kitaplardan biri Erasmus'un Deliliğe Övgü'dür. O kitaptan okuduğum en önemli cümle ise; "kimse seni övmüyorsa sen kendini öv" idi. Sanırım bu bir Çin atasözü idi. Zaten bazen bir kitap bir kelime ile, bazen bir cümle ile zihninize kazınır. Bazı kitaplardan ise aklınızda hiçbir şey kalmaz. Bereket ki aldığınız notlar o kitaptan  okuduğunuzu çağrıştırır ve aradan uzun bir zaman geçse de okuduklarınızla bağlantı kurarsınız böylece.  O nedenle okuduğum kitaplardan notlar almayı severim. Aldığım notları ise zaman zaman okur ve yazarının ne demek istediğini anımsamaya çalışırım.  İşin doğrusu Bertrand Russel'in Cem Yayınlarından çıkan ve  1950’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Aylaklığa Övgü  kitabından aldığım notları bu çerçevede okumaya çalıştım. Kitap isim olarak yukarıda bahsettiğim Erasmus'un Deliliğe Övgüyü çağrıştırıyor ama içeriği  daha ço...