Kayıtlar

Nisan, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ISKARTA HAYATLAR

Resim
  ISKARTA HAYATLAR 17.11.2020 Kitapları okurken yazarı ile ilgili ön bilgi, bazen kitaba ve içeriğine bakışınızı değiştirebilir. Zihninizde yer eden olumlu-olumsuz düşünceler okumanızı menfi-müspet yönlendirebilir. O nedenle çoğu kere yazarına bakmaksızın kitabın içeriğine yoğunlaşmayı yeğlerim. Yazarıyla ilgili detaylı bilgilenmeyi eseri okuduktan sonra edinmeye çalışırım. İşin doğrusu bu kitapta da öyle oldu ve iyi ki öyle yapmışım dedim kendi kendime.  "Zygmunt Bauman  (19 Ekim 1925,  Poznan  – 9 Ocak 2017,  Leeds ),  Yahudi  kökenli Polonyalı  sosyolog  ve  filozoftur .  Postmodern felsefenin  hem  sosyoloji  alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır." Wikipedia'da  Zygmunt Bauman ile ilgili ilk bilgilenme böyle... Devamında ise geniş geniş hayat hikayesine yer veriliyor. Eserlerinin isimlerine baktığımızda ...

FİRAVUN İMANI

Resim
  FİRAVUN İMANI 07.10.2020 Tarık Buğra çocukluğumdan beri aşina olduğum bir yazar. Ancak eserlerinin derinliğini keşfetmem çok sonraları oldu. Son yıllarda ise ismi daha çok görünür, eserleri daha çok okunur oldu. Tarık Buğra'nın Firavun İmanı kitabını Akif üzerine yaptığım araştırmalar neticesinde okumaya başladım ve son derece müstefit oldum. Bir dönemi roman diliyle ancak böyle anlatılabilir dedim, kendi kendime. Üstelik normal şartlarda yazamadığınız bazı gerçekler roman diliyle anlatılmamış, haykırılmış adeta. "Hüseyin Avni, Akif, Hasan Basri...  Kurtuluş Savaşı ve sonrası yıllarda ülkenin içinden geçtiği kaotik ortam roman diliyle anlatılmış.  Yaşanan hadiseler gerçek...  İyi bir kurgu ile cephede kazanılan savaşın masada kaybedilişi resmediliyor. " kitapla ilgili ilk izlenimim yukarıdaki satırlar ve sıcağı sıcağına notlarıma ilave etmişim. Özellikle kitabın sonunda anlatılan İzmir Suikastı ve Hüseyin Avni'nin yaşadıkları yürek parçalıyor adeta.  Zile olay...

FAHRENHEİT 451 -Her kitap içi dolu bir tabancadır, mutlaka yakılmalı!...-

Resim
  FAHRENHEİT 451 -Her kitap içi dolu bir tabancadır, mutlaka yakılmalı!...- 17.08.2020 Bazen bir meclisteki sohbet, bazen bir gazete veya dergideki yazı hatta bir film sahnesindeki küçük bir kare sizde umulmadık bir ufuk açabilir, beklenmedik bir kapı aralayabilir. O nedenle her daim insanın bilinç radarlarının açık olması gerekir. Yani alıcı yönümüz açık olmalı her daim. Buna kalp gözünüz de diyebilirsiniz. Bu yönüyle yazılı kültür son derece önemlidir. İnsanlığın uyutulmasının da, uyarılıp uyandırılmasının da yolu işte bu tür mevkutelerden yani kitaplardan geçer. Siz buna gazete, dergi ve bilumum sanal mecraları da ilave edebilirsiniz. Çünkü; "Fikirler -yazılı fikirler- özeldir. Öykülerimizi ve düşüncelerimizi nesilden nesile aktarmamızın yoludurlar. Onları yitirirsek ortak tarihimizi yitiririz. Bizi insan yapan şeyin çoğunu yitiririz." diyor Neil Gaiman, Fahrenheit 451 adlı romanının önsözünde.  Fahrenhet 451, Ray Bradbury'nin İthaki Yayınlarından dilimize çevrilen dis...

TANRININ TARİHİ

Resim
  TANRININ TARİHİ 16.08.2020 Çok iddialı bir kitap ismi değil mi sizce de? Bana iddialı geldi açıkçası...  "İnsanoğlu, başlangıçta her şeyin ilk nedeni, gökyüzü ve yeryüzünün hakimi, bir tanrı yarattı." (s:25) diyor Karen Armstrong Pegasus Yayınlarından çıkan Tanrının Tarihi isimli kitabında. Daha sonraki sayfalarda ise geniş geniş bizim İsmail olarak bildiğimiz ancak onun İshak olduğunu iddia ettiği anlatıdan bahsediliyor.  Karen'in ilginç saptamaları devamındaki sayfalarda da yer alıyor, okuyalım:  " Ne yazık ki Hristiyanlıkta olduğu gibi din daha sonra metinleri Müslüman kadınlar hakkında olumsuz biçimde yorumlayan erkekler tarafından zorla ele geçirildi. (...) İslam, uygar dünyada yer edinince Müslümanlar, kadınları ikinci sınıf konumuna sokan uygar dünyanın adetlerini benimsediler." (s:224) Oysa " tanrı kendini arayan herkese kendini gösterir " diyor Pascal.  İşin ilginç kısmı tanrıya şunu söyletir Pensees : " Beni şimdiye kadar bulamadıysan...

ÖZE YOLCULUK

Resim
 ÖZE YOLCULUK 20.03.2024 Öteden beri nehir söyleşi tarzı kitapları okumayı severim. Çünkü bu tür kitaplarda baştan sona kadar  samimiyet,  tecrübe, bilgi, öngörü... vardır. Mesela en son okuduğum İlber Ortaylı ve  Teoman Duralı nehir söyleşi kitapları bu türe örnek pek kıymetli çalışmalar... Güngörmüş, bilge şahsiyetlerden istifade etmek lazım ve bu gibi insanların  tecrübelerini  mutlaka  yeni kuşaklara aktarmak gerekir. Bu yönüyle mürekkebi henüz kurumadan yeni okuduğum İbrahim Kalın'ın İnsan Yayınları'ndan çıkan Öze Yolculuk kitabı tam bir nehir söyleşi kitabı olmasa da birçok yönüyle okunmayı hak eden bir söyleşi kitabı. Yaşam tecrübesinden çok bilgi birikiminden, deneyim ve gözlemlerinden  istifade edilesi bir çalışma. İşin doğrusu daha önce de İbrahim Kalın'ın Barbar Modern Medeni, , Ben Öteki ve Ötesi, Açık Ufuk ve Gök Kubbenin Altında...  kitaplarına göz atma  imkanım oldu ama Öze Yolculuk çok daha keyifli bir okuma deneyimi oldu...

ŞEYTANIN GENEL TARİHİ

Resim
  ŞEYTANIN GENEL TARİHİ 07.06.2020 İnsanın tarihi ile şeytanın tarihi birbiri ile atbaşı gider. İnsanın olduğu her yerde şeytan, şeytanın olduğu her yerde insan vardır. Bu nedenledir ki bütün dinlerde kötülük odağı olarak şeytan vardır. Bu ortak kabul ve de öngörü şeytanı farklı şekillerde okuma ve tanımlamalara yol açmıştır.  Pegasus yayınlarından çıkan Gerald Messadie imzalı Şeytanın Genel Tarihi isimli kitap şeytan ile ilgili genel merakı giderme anlamında okunabilir bir kitap. Bir vesile ile edindiğim bu kitabı yüzeysel de olsa okuma fırsatım oldu. Bu vesileyle kitaptan aldığım bazı notları paylaşmak isterim: "Kötülük tanrıların öfkelerinin sonucudur." (s:103) "Zerdüşt bir at yetiştiricisinin oğludur."(s:121) "Yunan da Mezopotamya'ya borçludur." (157) Kitapta Mezopotamya ile ilgili ilginç bir saptama: "Mezopotamya bireyi ezmek için ve daha kötüsü birey kendi ezilişini doğrulasın diye günahı keşfetti. İran bireyi korkutmak için şeytanı icat ett...

Mütevazi Bir Sorunumuz: Ölümlülük ya da MAKİNE OLMAK...

Resim
  MAKİNE OLMAK -Mütevazi Bir Sorunumuz Ölümlülük- 01.06.2020 İnsanlık artık çılgınlık boyutunu da aşan yeni bir evrenin kapılarını aşındırıyor: ÖLÜMSÜZLÜK...  Peki mümkün mü?  Bu çılgın çağda her şey mümkün!... Mümkün olmayan bile!...  Çünkü bir arayış çağında yaşıyoruz. Son zamanlarda okuduğum gazeteci Mark O'connell'in  Domingo Yayınlarından çıkan Makina Olmak isimli kitabı tam da bu temayı işliyor. Kitap dikkatimi çekti ve yazara kulak kabarttım: "Şartlarına göre evrim geçirdiğimiz dünyadan çok uzaktayız artık"(s:150) diyor yazar.  Yeni bir insan türü  yaratılmaya çalışılıyor: Robot Irkı..." Öyle ki ölümsüzlük, politikacıların siyasi vaatleri arasına bile girdi. 2016 ABD seçimlerinde Transhümanizm Partisi lideri Zoltan Istvan bu vaadi açıkça dillendirdi mesela. Evet, artık mütevazi bir sorunumuz var ve adı ölümlülük... Bu sorunu çözmek için siborglar, ütüpyacılar, hackerlar, fütüristler... harıl harıl çalışıyorlar. Yapılan bu çalışmanın ve de akımın...

GÖÇEBE KİMLİK

Resim
 GÖÇEBE KİMLİK 31.05.2020 Dünya bu Yahudilerden çektiği kadar hiçbir topluluktan çekmedi herhalde şimdilerde. Öyle sinsi, öyle uyanık, öyle menfaatperest bir topluluk ki her taşın altında görmek mümkündür.  Bir de Yahudileşen birey ve topluluklar var ki ne siz söyleyin ne de biz ağzımızı açalım. Öyle ki hem bu söz konusu Yahudiler hem de Yahudimsi birey ve topluluklar deyim yerindeyse "kabilesel düşünüp evrensel konuşmaya çalışırlar." Eğer böyle bir ağız görürseniz çevrenizde bilin ki o ya Yahudi ya da Yahudimsidir.  Gilod Atzman'ın Mana Yayınlarından çıkan Göçebe Kimlik kitabını okuyunca ilk intibam böyle oldu. Yahudi kimlik siyaseti üzerine sarsıcı bir kitap... Burada yazarın da cesaretini takdir etmek lazım.  Tabii Yahudi'nin para ile olan ilişkisi de başlı başın karakteristik bir özellik. Marks zamanında doğru tespitte bulunmuş: "Yahudilik kapitalizmdir.'  diye. Evet tam da öyle.... İşin doğrusu bugün yaygın olarak bilinen Yahudi tarihi de tamamen uydurul...

EŞEĞİN GÖLGESİ DAVASI -

Resim
EŞEĞİN GÖLGESİ DAVASI  -Abderalılar- 21.05.2020 Okumada geciktiğime hayıflandığım kitaplardan biri de C. M. Wieland'ın Abderalılar  kitabıdır. Başka bir kitabı okurken varlığını keşfettim ve ilk fırsatta alıp okudum. Kitapta temel mevzu; eşeğin gölgesi davası üzerinden gelişiyor ve okuyucu için önemli derslerle devam ediyor. Nihayetinde okuyup bitirdiğinizde heybenizde bir hayli kıymetli notlar biriktiriyorsunuz. Benim için de öyle oldu. O halde eşeğin gölgesi davasını kısaca hatırlatmakta fayda var; Alman yazar C. Martin Wieland’ın ‘dahi ile dar kafalılar üzerine’ yazdığı felsefik romanının en çarpıcı sahnesi hiç şüphesiz ‘Eşeğin Gölgesi Davası’dır. Olay M.Ö. 6. Yüzyılda Trakya’da Gümilcine dolaylarında Avdhira kentinin bulunduğu yerde Batı Andolu’dan gelip buraya yerleşen Abderalılar arasında geçer. Abderalılar tıpkı fıkralara konu olan bizim Karadenizliler gibi ilginç bir millettir. Rivayet o dur ki; ataları gibi Megaralı olan Struthion adlı bir dişçi, yüzyıllar önce Abd...

BİR TOPLUM NASIL İNTİHAR EDER?

Resim
  BİR TOPLUM NASIL İNTİHAR EDER? 28.04.2020 Farklı yazarları okumayı, değişik zihin dünyalarında seyredip yeni fikirlerle tanışmayı severim. Ama tabii Mevlana'nın pergel metaforundaki sabit uçta kalmak şartıyla. Hayal dünyasının enva-i çeşit kelimeleri arasında yeni cümleler kurup yeni ufuklara uzanırım böylece. Ruhumla birlikte hem zihnim hem de bedenim yenilenir. Hayata çocuklar gibi yeniden doğarım. İşin doğrusu her yeni kitapla tanışmam böylesi bir heyecan yaratır bende. Tabi bu durum her okuduğunuz kitabın  mükemmeliyetiyle yüreğinize çarptığı anlamına gelmez. Bazen yazarın saçma sapan fikirleri, pespaye düşünceleri bile size ilham kaynağı olabilir. Önemli olan kitabı okurken, yazarın zihin dünyasında gezinirken nerede durduğunuz ve kitabı nasıl okuduğunuzdur. Önyargılardan uzak, objektif, kelime ve cümlelerin içine hapsolmadan sayfalar arasında yol almak gerekir. Yeri geldiğinde kelime ve cümlelerin altını, yeri geldiğinde ise üstünü çizmekten korkmamalı. İşin doğrusu Ce...

MEDİNETÜ'L FAZILA

Resim
  MEDİNETÜ'L FAZILA 25.04.2020 İnsanların zaman içerisinde birlikte yaşama istekleri yerleşim yerlerini doğurdu. Söz konusu yerleşim yerlerinin büyümesi ile ise şehir mefhumu oluştu. Zamanla şehirlerin yönetimi evrelerden geçti ve en iyi faziletli şehirler ile ilgili modeller oluşmaya başladı. İşte Farabi'nin Medinetü'l Fazıla şehir öngörüsü de böylesi ideal şehir motiflerinden biridir. Tabii Farabi'nin Medinetü'l Fazıla'sı kendi ifadesiyle; "...Sakinlerinin -ancak saadete erişmek maksadıyla- yardımlaştıkları fazıl bir şehirdir." Şehri vücut yapısına benzeten Farabi devamla şöyle der: "Fazıl şehir; tam sıhhatte bir vücuda benzer. Bütün uzuvları onu hayat devresinin sonuna kadar muhafaza etmek hususunda yardımlaşırlar." (s:80) Tıpkı canlı bir organizma gibidir şehir ve bütün iç ve dış organ-uzuvları birbiriyle bağlantılıdır.  Farabi bir de fazıl şehrin on iki meziyetinden bahseder ki şimdilik sadece hatırlatmak yetinelim.  Tabii fazıl şehre ay...

KAĞIT MEDENİYETİ

Resim
KAĞIT MEDENİYETİ 20.04.2020 Her şey değişiyor, değişim bile... Rahmetli M. Orhan Okay'ı okurken bir değişim sarmalı alıyor beni kollarına. Böylece kağıttan buluta değişen medeniyetimizin izlerini takip ediyorum Orhan Okay'ın Dergah Yayınlarından çıkan Kağıt Medeniyeti çalışması üzerinden. Gelişen, değişen, modernleşen, farklılaşan çağın hızına yetişebilene aşk olsun! Her şey o kadar çoğaldı ki, yazdıklarımız kağıtlara sığmaz oldu. O dağ gibi biriken kelime ve cümleler kağıttan buluta taştı. Artık teknoloji bilgiyi kağıttan alıp bulutlara depolamaya başladı bile. Vakti gelince sağanak sağanak üstümüze yağıyor.  Bütün bunları Orhan Okay'ın Kağıt Medeniyeti'ni okurken yaşadım. Oysa eski kuşaklar için hala makbul ve de muteber olan kağıttır. Direniyor kağıt medeniyetine  lakin ne kadar, nereye kadar? Nitekim korona mikrobu da bulutu tercih etti ve bulut yoluyla seyr-ü sefer halinde....  Demem o ki;  Michel Foucault'un  dediği gibi; ne bu şehir o eski şehir, ne de be...