Kayıtlar

Mart, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÖYLE GEÇER Kİ ZAMAN

Resim
 ÖYLE GEÇER Kİ ZAMAN 15.04.2020 Çinliler birbirlerine beddua ettiklerinde; "olağanüstü zamanlarda yaşayasınız" derlermiş. Doğrudur, sanki birileri bize beddua etmiş gibi olağanüstü zamanlardan geçiyoruz. Hem de öyle böyle değil!... Böyle bir halet-i ruhiye içerisinde tanıştım Teoman Durali ile. İlkin Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti ile gözlerim fal taşı gibi açıldı. -Onunla özdeşlesen bir kitabının da ismi olan Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyeti; "İngiliz ile Yahudi'nin izdüşümünden"  doğmuş, o da ABD...- Söz konusu nehir söyleşi kitabının sonlarına doğru  zaten bu kitabın doğuş serüvenini anlatıyor uzun uzun.(s:482-483) Daha sonraları ise birbirinden değerli diğer eserleri ile tanıştım. En son ise nehir söyleşilerini bir kitap bütünlüğü içinde okumak nasip oldu. Kendisi ile  merhum Akif'e verilen vefa ödül töreninde yüz yüze konuşma imkanı buldum. Her tarafından nezaket akıyordu, bir o kadar da tecrübe... Öyle Geçer ki Zaman nehir söyleşi kit...

HOMO SAPİENS - DEUS Hayvanlardan Tanrılara Dünün ve Yarının Kısa Tarihi

Resim
  HOMO SAPİENS - DEUS Hayvanlardan Tanrılara Dünün ve Yarının Kısa Tarihi 03.04.2020 11.05.2020 Bazı kitaplar vardır sizi arar bulur. Aslında okuma planınızda yoktur ama o bir şekilde gelip en ön sırada okuma planınıza oturur. İstemeyerek de olsa alır okur, sonra da o kitabı geç okuduğunuza hayıflanırsınız. Benim için de  Yuval Noah Harari'nin Homo Sapiens ve Homo Deus kitapları öyle oldu. Daha doğrusu Homo Sapiens plansız okuma listeme giren sonrasında da Homo Deus kitabını çağıran kitap oldu. İnsanlık tarihini farklı bir bakış ve de gözle ama daha çok kalıntı ve bulgular üzerinden ele almaya çalışan bir çalışma Homo Sapiens kitabı. Homo Deus da ise insanlık tarihin geleceği okunuyor. Her iki çalışma da benim için ilginç bir okuma oldu ve farklı bir bakış açısı kazanmama vesile oldu. En azından şu ana kadar zihnimde var olan yaratılış hikayesine farklı bir kurgu oluşturdu.  Diğer kitap okumalarında olduğu gibi altını çizip günlüğüme not aldığım alıntılar oldu. Mesela: "T...

FİKRET

Resim
  FİKRET 25.03.2020 Merhum Akif ile ilgili okumalar yaparken bir şekilde ilişkisi olan kişi ve kesimleri de okumak gerekiyordu. Çünkü salt şahsi yaşantısı onu anlamakta  yetersiz kalırdı hiç  şüphesiz. Bu nedenle bir şekilde Akif'le ilgili ne bulduysam arşivime ekledim ve zamanı gelince usulce okumaya koyuldum. Tabii bu alışkanlık yazma süreci bittikten sonra da devam etti ve hala Akif'le ilgili ne bulursam heybeme dolduruyorum.  Beşir Ayvazoğlu'nun Everest Yayınlarından çıkan Fikret eseri de bu çerçevede okunması gereken eserlerden biri. Özellikle Asım-Haluk karşılaştırmasını yapmak için bu kapsamlı çalışmaya mutlaka göz atılmalı. Ben de öyle yaptım ve ince ince notlar aldım günlüğüme. Malum Osmanlının son dönemi tarihçilerin farklı farklı yorum ve bakış açılarına konu olan son derece kaotik bir zaman dilimi. Sadece Osmanlı için değil işin doğrusu bütün dünya için önemli bir dönemdir bu zaman dilimi. Söz konusu dönem Osmanlının Kırım Savaşıyla(1948) beraber yavaş ya...

BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR?

Resim
  BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR? 21.03.2020 Bazen yaşanmış deneyimler, birkaç kitap okuma kadar, hatta daha fazla etkili olabiliyor. Şayet sözkonusu tecrübe başarı öyküsü olan insanlara aitse birkaç kat daha anlamlı olabilir. O nedenle güngörmüş, tecrübe sahibi, başarı öyküsü olan belli başlı kişilerle yapılan nehir söyleşiler son derece önemli. Eskilerde hatıratlar bunun yerini tutuyordu. Son dönemlerde ise nehir söyleşi kitapları daha çok görünür hale gelmeye başladı. Olmalı da... İşte bu nehir söyleşi kitaplarından biri de İlber Ortaylı'nın Kronik Yayınlarında neşredilen Bir Ömür Nasıl Yaşanır isimli kitabı.... İlber Ortaylı söyleşinin ilk başlarında tam da buna vurgu yapıyor:  " ... farklı insanlar ararsanız, dünyanız değişir." (s:33) Bir insanın yaşadıklarının dünyasından bahsediyor ki son derece haklı. O nedenle "insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir" (S:49) diyor. Hayat tecrübesinin bütün detaylarını çekinmeden paylaşıyor Ortaylı. Sürükleyici bir dil ve örnek ...

MEHMET AKİF'İ ANLAMAK

Resim
  MEHMET AKİF'İ ANLAMAK 04.10.2022 Merhum Akif yerli-yabancı konuya ilgi duyan tüm yazar, şair ve düşünürlerin ilgi odağında. Sebebi ise sadece Mehmet Akif'in şahsı ile alakalı değil. Akif'in şahsında onu yaşadığı dönemin kodlarını okuma amaç ve merakı... Bunlardan biri de, daha çok Atatürk hayranlığı ve onunla ilgi araştırmasıyla bilinen Yahudi asıllı Hanri Benazus.... Her ne kadar Mehmet Akif'i anlamaya dair yüzeysel bir çalışma gibi görünse de Hanri Benazus'un Sözcü Kitabevi'nden çıkan Mehmet Akif'i Anlamak eseri bu yönüyle anlamlı.... Akif'in bazı meziyetlerini, olaylara bakışıcısını pek anlamasa ya da anlamamazlıktan gelse de!... Belki daha çok Atatürk ile ilgili yaptığı çalışmalardan ötürü olsa gerek sanki eserde kendisinin değil de Atatürk'ün bakış açısını yansıtıyor gibi. Ya da Akif üzerinden o dönem İslamcı kesime yaklaşımı, değerlendirmesi diye de okumak mümkün... Tabii sakonu İstiklal Marşı olunca çok fazla ileri gidemiyor ve bu nedenle de...

PAPAĞANLAR PANAYIRLAR HASATLAR

Resim
  PAPAĞANLAR PANAYIRLAR HASATLAR 30.08.2022 Bazı yazarlar vardır eserlerini dört gözle beklersiniz. Okuduğunuzda kendinizi bulur ama nihayetinde dertlerinize dert katarsınız. Çünkü okumanın damak tadıyla birlikte düşünürsünüz de. Düşünürken de sorumluluğunuzun ayırdına varırsınız. Yeri gelir neşelenir, yeri gelir kederlenirsiniz. İşte benim için Yıldız Ramazanoğlu biraz da düşündürüp sorumluluğumuzun hatırlatmasında bulunan yazarlardan. O nedenle her kitabını dört gözle bekler, fazla zaman kaybetmeden alıp okurum. İşin doğrusu Yıldız Ramazanoğlu'nun bu kitabında da öyle oldu. Ne tesadüftür ki, Ramazanoğlu'nun son iki kitabını da uçak seyahatinde okumak nasip oldu. Keyifle okuduğum Cam Kenarı ve Papağanlar Panayırlar Hasatlar kitapları zihnimde yeni ufuklar açılmasına ve yeni yazmalara vesile oldu. Akıcı, samimi, duru bir üslupla kaleme alınmış. En önemlisi yazmak için yazılmamış. Yazdıklarının sadakası, zekâtı kabilinden yazıyor. Bu durum da yazılanları daha bir anlamlı kılıyor...

ŞEHİR TEORİLERİ

Resim
  ŞEHİR TEORİLERİ 01.08.2022 Şehir ile ilgili okumalar yaparken çok farklı kaynaklarla karşılaştım ve hepsinden de müstefit oldum. Bunlardan biri de İz Yayıncılıktan çıkan Korkut Tuna'nın Şehir Teorileri isimli kitabı oldu. Günlüğüme not aldığım bazı pasajları paylaşmak isterim: 19. yüzyılda sosyolojinin doğması aynı zamanda şehir ile ilgili yorumların, değerlendirmelerin de yaygınlaşmasına yol açmıştır. Sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen A. Comte ile başlayıp Spencer, K. Marx ile devam eden şehir değerlendirmelerinin ana odağında hep sanayi olmuştur.  Bu nedenle Batıda şehirleşme daha çok sanayi devrimi üzerinden  açıklanmaya çalışılmıştır.  Batı için bir bakıma sanayileşme ile şehirleşme birbiriyle doğru orantılı iki gelişmedir aslında.  İşin doğrusu batıdaki şehir gelişimi her ne kadar sanayi baz alınarak ele alınmış olsa da doğu şehirlerinden kopuk olarak ele almak eksik bir değerlendirme olur.  Oysa batı şehirlerinin gelişim grafiğine baktığımız...

ATLARI UÇURUMA SÜRMEK

Resim
  ATLARI UÇURUMA SÜRMEK 19.08.2022 İyi bir kitap okuyucusu olduğumu düşünüyordum. Meğer değilmişim. Kitapla çok da ilgisi olmadığını düşündüğüm bir arkadaşım tavsiye etmezse belki de bu kitaptan haberim olmayacaktı veya çok daha sonra haberdar olacaktım. Bu açığımı kapatmak için vakit kaybetmeden kitabı hemen aldım.  Hece Yayınlarından Mart 2022 çıkan kitabın 5. baskısını ancak Ağustos 2022'de alıp okuyabildim.  Genç öykücü Emin Gürdamur'un Atları Uçuruma Sürmek kitabından bahsediyorum. Kitap beni fazlasıyla sardı. Farklı bir ses,  özgün bir üslup...yeni sayılabilecek  bir öykü damarı var. Yani piyasada var olanlardan ya da okuduklarımdan farklı bir çalışma... Okuduğum kitaplardan önemli gördüğüm kelime ve cümlelerin altını çizmek birçok okuyucu gibi benim de öteden beri yaptığım bir iştir.  Buna okuma alışkanlığı da demek mümkün. Kitabı bitirdikten sonra ise altını çizdiğim cümleler içerisinde önemli gördüklerimi defterime not alırım genelde. Ve en önemlis...

SIRLARI TAŞLARINDA SAKLI ŞEHİR

Resim
  SIRLARI TAŞLARINDA SAKLI ŞEHİR 21.07.2022 İki gündür  harıl harıl Sırrı Özbek ve Fatih Yıldız tarafından yazılan Sırları Taşlarında Saklı Şehir ADIYAMAN kitap çalışmasını dikkatlice okuyorum. Adıyamanlılar Vakfının kıymetli başkanı Ömer Özkartal olmazsa bu kitaptan haberim olmayacaktı. Biraz merak, biraz da memleket özlemi beni kitabın içine hızlıca çekti. Kendimce bazı notlar aldım. Öncelikle hakkını teslim etmek gerekir ki; ciddi bir emek var bu kitapta.  Adıyaman yöresinin tarihsel serüveni daha çok taşlar üzerinden anlatılmaya çalışılıyor. Bereketli Hilal toprakları içerisinde yer alan Adıyaman, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir yerleşim yeri.  Aynı zamanda insanlığın neşet ettiği Mezopotamya coğrafyasında yer alıyor. bütün bu ve benzeri durumlar Adıyaman'ın geçmiş tarihini önemli kılıyor. Geçmişin izlerinin en önemli belgeleri hiç şüphesiz tarihsel kalıntılardır. İşte Adıyaman'da bu kalıntılardan bol miktarda mevcut. Öyle ki birçok tarihçi, arkeolog Ad...

ŞİZOFRENİ RİSALESİ

Resim
  ŞİZOFRENİ RİSALESİ 20.06.2022 Gülten Akın'dan o mısralar yüreğime ilk çarptığında bir şok hali yaşadığım gibi uzun uzun düşünmüştüm. Daha sonra ise dilime pelesenk oldu o mısralar ve onu yalnız kaldığımda bir türküyü çığırtır gibi o mısralar dudaklarından döküldü gayri ihtiyari: "Ah, kimsenin zamanı yok Durup ince şeyleri anlıyor" Mevlana İdris'in Şizofreni Risalesi'ni vefatından sonra okumaya başladıkça o mısraları anımsadım yeniden. Çünkü İdris de o yaraya parmak basıyordu: "Bazen bir çocuk, bazen bir köpek, bazen de bir ağaçla konuşuyorum. Sorsanız neden? Niçin sizle konuşuyorum, sormayacak mısınız? Çünkü vaktiniz yok sizin durumdayken kendinizi dinlemeye bile. Bu yüzden beni dinlemiyorsun oluşumuza hiç şaşırmıyorum. Daha büyük bir şeye şaşırıyorum daha büyük: Bir cehennemi çevirmek için her şeyi deneyip başardığınız bu hayata nasıl dayanacağınıza?" (s:48) Bu dünyadan yakın zamanda göçüp giden Mevlana İdris bize bir şey daha öğretiyor:   "Bir a...

CAM KENARI

Resim
  CAM KENARI 26.03.2022 Okuduğunuz kitap içinde kendinizden bir şeyler buluyorsanız okumaya doyum olmaz hiç şüphesiz. Öyle ki sıkıla sıkıla okuduğunuz kitaplar da oluyor zaman zaman. Bu durum kitabın sıkıcılığından değil bilakis sizin halet-i ruhiyenizden kaynaklanır çoğu kez.  Ya da o gün okuma madundaysanız yine kitabın tadına doyum olmaz. Bazen de içinde bulunduğunuz an ve mekan kitabı ve okumayı anlamlı kılar farkında olmadan.  Yıldız Ramazanoğlu'nun Cam Kenarı kitabını bir uçak yolculuğu esansında cam kenarında okuyunca fark ettim bunu. Hikayeleri metafor yüklü olan Ramazanoğlu'nun Cam Kenarı'nı okumak da metaforlaştı böylece. Aynı kitabı bir de yazı akademisi vesilesiyle gerçekleştirilen bir söyleşi vesileyle yeniden okuma ve yazarından dinleme şansım oldu.  Hayata Cam Kenarı'ndan bakarken ne kadar da zavallı varlıklar olduğumuzu hatırlatıyor bize hikayeler. Cam kenarı metaforunu usta hikayeci Yıldız Ramazanoğlu'ndan dinlemek yetmiyor, okumak da lazım. Ama yaz...

IRMAK KİTABI

Resim
  IRMAK KİTABI 08.02.2022 İnsan hayatı bir ırmak gibidir bir bakıma. Su gibi akıp gider. Nihayetinde ya bir denizde ya da bir gölde son bulur. Bazen de bir çölde veya bataklıkta süzülüp gider. Hani insan kitap arar ya... Bazen de kitaplar insanı arayıp bulur. Az çok kitap okuyan insanlar bunu hayatında yaşamışlardır tahmin ediyorum. Nerden, nasıl elimize ulaştığını hiç fark etmediğimiz kitapların içinde buluruz bazen kendimizi. Benim için de Gazi Tuğrul Ertuğrul'un Akademim Yayınlarından çıkan Irmak Kitabı aynen böyle bir seren cama sahip. Sosyal medya üzerinden yazıştığımız yazarın kitabını posta kutusunda görüp okumam nasıl oldu, hala hatırlamıyorum. "Irmaktan Akışlar" membaından başlayıp “Irmağın Arkeolojisi “ ile gürüldeyen ama nihayetinde “Irmağın Şeyliği” ile sükunete kavuşturan bir Irmak Kitabı... Su gibi akıp gidiyor sayfaları... Biraz felsefe, biraz ironi nihayetinde tarihe tanık ırmaklarda yüzdürüyor okuyucuyu. Irmak gibi kıvrılıyorsunuz siz de kitap b...

Bir Düşünce Tarihi Metni Olarak İSTİKLAL MARŞI

Resim
  Bir Düşünce Tarihi Metni Olarak  İSTİKLAL MARŞI 08.12.2021 Geriye dönük bir taramada en çok konuşulan, tartışılan, yazılan konu ve kişiler tespit edilmeye çalışılırsa sanırım Mehmet Akif ve İstiklal Marşı listenin başında yer alır. İşin tuhaf tarafı ise şu; en çok konuşulan , tartışılan, yazılan isimlerin başında yer alan Mehmet Akif dünden bu güne an az anlaşılan, tanınan, gerçek mana bilinen de bir isimdir. Aynı şekilde istiklal Marşı da... Her kesim tarafından sahiplenilmeye çalışılan ama hiçbir kesime de yaranamayan bir isim... Çevremizde o kadar çok Akif var ki insan soramadan edemiyor: hangisi bizim Akif? Herkes kendi istediğini görmek istercesine kendi Akif'ini ön plana çıkarıyor.  Bu nedenle olsa gerek Akif'le ilgili çokça yazılan eser var. Bu eser çokluğu onun anlaşılmasını daha da karmaşıklaştırıyor işin doğrusu. Ancak bazı eserler vardır ki Akif'le ilgili mutlaka okunması taranması gerekir. Mesela; Mithat Cemal Kuntay'ın Mehmet Akif'in Hayatı kitabı, Ha...

HASTA DEĞİL SUSUZSUNUZ

Resim
  HASTA DEĞİL SUSUZSUNUZ 07.12.2021 Bugün artık biliyoruz ki bir çok hastalığın sebebi dehidrasyon yani susuzluktur. Tıp ilmi bunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Anlaşılan yaşam kaynağımız olan suyun yeterince  farkında değil insanoğlu. Uzun süre sadece ağız kuruluğunu susuzluk belirtisi olarak gören çağdaş tıbbın  bu durumu bilerek veya bilmeyerek gizlediğini görüyoruz. Belki de küresel sermayenin işine böyle geldiği için ya da Dünya Sağlık Örgütü'nün daha doğrusu ilaç sektörünün bilinçli bir yönlendirmesi olabilir diye  düşünmeden edemiyor insan. Nitekim son yıllarda insanların doğal tedavi yöntemlerine başvurmaları şaşırtıcı değil. Bu duruma açık bir örnek; yakın zamanda bir dostumun tavsiye ettiği kitap oldu. Dr. F. Batmanghelidj'in Klan Yayınlarından çıkan Hasta Değil Susuzsunuz kitabı bu yönüyle bana çok şey öğretti. 1979'da İran'da cezaevine giren  Dr. F. Batmanghelidsj  burada  açlık grevindeki mahkumlarla birlikte kalır. Mahkumların açlık ...

HAYAT HANIM

Resim
  HAYAT HANIM 03.12.2021 "Mutlu ailelerde insan hayat hakkında çok fazla şey öğrenmiyor, bun şimdi anlıyorum, mutsuzluk öğretiyor insana hayatı." (Hayat Hanım, Ahmet Altan, Selis Yay., S:27) Ahmet Altan'la ilk olarak denemeleri üzerinden tanıştım. Etkileyici üslubuna şahit oldum bu okumalarda. Büyüleyici bir dili vardı sanki. Bütün deneme kitaplarını not ala ala, altını çize çize okudum 1990'lı yıllarda. Biraz uçuk bir kalem ama acıtmıyor kelimeleri insanı.... Yazın serüvenimdeki  üslubumda Cemil Meriç'ten sonra Ahmet Altan etkisini inkar edemem. Unutmadan hatırlatayım; Ahmet Altan denemelerini biraz sansürleyerek okumak lazım.  Ne yalan söyleyeyim, Ahmet Altan'ın romanları denemeleri kadar beni büyülemedi. Gene de bütün romanlarını değilse de çoğunu okudum. En son -uzun bir aradan sonra- Ahmet Altan'ın   Selis Yayınlarından çıkan Hayat Hanım romanını okuyunca  anladım ki; Ahmet Altan romanda aynı yerde duruyor. Kurgu ve sadelik harikulade lakin çok acıtı...

ÖZÜRLER OLSUN ÇOCUK!..

Resim
ÖZÜRLER OLSUN ÇOCUK!.. 14.01.2022 Sana bir özür borcumuz var çocuk. Seni anlayamadı bu çağ, seni taşıyamadı bu zaman. Soyut olan ne varsa cetvelle ölçüp kiloyla tarttıktan sonra ayağına bir ağırlık olarak bağladık. Okyanusların ortasında yapayalnız bırakıp kenara çekildik.  Evet, artık özgürsün çırpın çırpınabildiğin kadar, dediler.  Adına yaşam dedikleri böylesi bir çağda nice canlar böyle böyle berhava oluyor. Ve kimsenin kılı kıpırdamıyor. Sana bir özür borcumuz var çocuk. Seni anlayamadık, seni kuşatamadık. Dar kalıplar içinde sınırlayıp kör bir kuyuya salıverdik. Özürler olsun çocuk!...

MUTABAKAT METNİ

Resim
MUTABAKAT METNİMİZ 12.03.2024 Her ayın kendine göre bir rengi, anlamı, muhtevası vardır. Hayır sadece mevsimler açsından değil... O ay içinde geçmişte yaşanan olaylar asıl o ayı anlamlı kılar. Yıllar değişse de o ayın hafızalardaki anlamı pek değişmez. Ta ki çok anlamlı ve de etkili başka bir hadise yaşanıncaya kadar.  Bu yönüyle her ne kadar Mart ayı geldiğinde baharın ayak sesleri duyulsa da bendeki yansıması farklı.  Bende temel iki karşılığı vardır Mart ayının: Birincisi İstiklal Marşının kabulü (12 Mart), ikincisi ise Dünya Su Günü (22 Mart)... Çünkü iki hadise de benim yakın ilgi odağımda... İkisi ile ilgili de çokça okumalarım ve yazmalarım var. Özellikle de İstiklal Marşı ve Akif ile ilgili.  Evet, bugün İstiklal Marşının kabul yıldönümü olması hasebiyle katılacağım bir radyo programına hazırlanıyorum. Notlarımı gözden geçiriyor yeni notlarla destekliyorum. Haliyle yoğun bir şekilde merhum Akif gündemimde. Bu vesileyle  çalıştığım yerin hemen yanı başında yer...

Âsım'ın Nesli Diyordum ya...

Resim
  Âsım'ın Nesli Diyordum ya... 22.12.2022 Merhum Akif'le ilgili yaptığım okumalar neticesinde birçok kıymetli yazar da kütüphaneme kazandırdım. Öyle ki kütüphanemin önemli bir kısmı Mehmet Akif ile ilgili çalışmalarla doludur. Adeta bir koleksiyoner gibi yaklaşık on yıldır Akif'le ilgili ne bulursam alıyorum. Sadece araştırma kitapları değil; şiir, öykü, roman çocuk kitabı ne bulursam... Yeter ki bir şekilde Akif'le ilgili olsun.  İtiraf etmek gerekirse,  bu alıp okuduklarım içerisinde kayda değer kitaplar bir hayli az. Ama hepsi de bir şekilde ciddi emeklerin ürünü. O nedenle takdir edip Akif'in hatıratına saygı babından da olsa alıp kütüphaneme koyuyorum. İşte Akif'le ilgili önemli çalışmalardan biri olan Fevziye Abdullah Tansel'in Ötüken yayınlarından çıkan Mehmet Akif Ersoy Hayatı ve Eserleri  kitabı bunlardan biri.  Kitabın  ciddi bir emeğin ürünü olduğu her halinden belli. Eserin en önemli yönü; Tansel'in Akif'in eserleri üzerinden  hayatını, m...

EĞİTİMDE FİNLANDİYA MODELİ

Resim
  EĞİTİMDE FİNLANDİYA MODELİ 08.11.2021 Bu ülkede eğitim hep kanayan yaramız olmuştur. Bütün gayretlere rağmen kanama bir türlü durdurulamamıştır. Kanayan yarayı durdurma çaplarının arka planı hep soru işaretleriyle dolu olmuştur.  Ama işin garip tarafı da herkes bu yaraya neşter vurmaktan, kanamayı durdurmaktan dem vurmuştur. Ama bir türlü yara iyileşme emaresi gösterememiştir. Bu çerçevede yığınlarca kitap yayınlanmıştır. Binbir çeşit fikir havada uçuşmuştur. Ama teşhis doğru konulamadığından yada teşhis konulmak istenmediğinden  yara da bir türlü iyileşmemiştir.  Pasi Sahlberg'in Eğitimde Finlandiya Modeli kitabı bana bu yarayı deştirdi yeniden. Kitapta özetle dört modelden bahsediliyor, akarayım: Birincisi; sağlam bir öğrenme deneyimi için düzenli teneffüs ve fiziksel aktivite kritik önemdedir. İkincisi; eğitim alanında yapılacak kapsamlı değişiklikler için küçük veri, büyük veriye kıyasla genelde çok daha etkili bir araçtır. Üçüncüsü; eğitim kazanımlarını daha n...